Charlie: Jack’in, bilmediğimiz bir yerin ortasında bize ne göstereceğini tahmin etme riskine girmek isteyen kimse yok mu?
Hurley:Ben… “Şey olabilir mi”? Muhtemelen, gizli bir şey.
Charlie: Neden her şeyde bir “sır” olmak zorunda? Değişim için biraz açık olmaya ne dersiniz?
Jack: İşte geldik.
Jack: Juliet, bana geldi ve her şeyi anlattı. Ben’in kendisini, hamile kadınları bulması için buraya gönderdiğini söyledi.
Kate: Yani, nasıl? Sizin adamlarınız bize test mi yaptılar?
Juliet: Hayır. Fakat, benim yapmamı istediler. Kasetleri, medikal istasyona bırakıyordum. Onun söylediği her şeyi duydunuz. “Onlar”, yarın gelecekler. Sun, sana yalan söylediğim için üzgünüm.
Sayid: Senin dürüstlüğünü takdir ediyorum, ama Jack, bu bizi neden buraya getirdiğini açıklamıyor.
Jack: Juliet, “Onların” geleceğini bana söylediği zaman ilk düşüncem; “Nerede saklanacağımız oldu”. Ama, saklanmak anlamsız. Tekrar, geri geleceklerdir. İlk defa, onların ne istediğini biliyoruz, onların bu konuda bir fikri yok, bunun için geldiklerinde; “Onları” bekliyor olacağız. Kısacası Juliet, beyaz taşlarla kendisine söylendiği gibi çadırları işaretleyecek, ama içlerinde hamile kadınlar olmayacak. Yarın gece, saklanmaya son vereceğiz, kaçmaya son vereceğiz, “Onlardan” korkarak yaşamaya son vereceğiz. Çünkü, onlar göründüğünde onları patlatıp, cehenneme göndereceğiz.
Naomi: O halde sen, Manchester’dansın?
Charlie: Ben, benim grubum, Oldham caddesinde bir bar’da gece ve gündüz sahne alırdı
Naomi:Ne grubu?
Charlie: Ahh, adımız Drive Shaft’dı.
Naomi: Evet, evet, seni tanıyorum.
Charlie: Şarkı ile ilgili bir anımız var…
Naomi: Demek istediğim o değil, uçak kazası…sen “ölü rock kralısın”.Onlar, uçak bulunduğunda, büyük bir tören yaptılar, yeni albüm, senin sayende büyük bir iş yaptılar.
Charlie: Yeni bir albüm mü?
Naomi: Evet, tanrım her yerdeydi, en iyiler listesinde zirvedeydi.
Naomi: Hey, biraz da umut veren tarafından bak. Gerçekten ölmüş değilsin…
Charlie: Evet, doğru.
Sayid: Naomi’nin telefonu hakkında konuşmalıyız.
Jack: Şimdi değil.
Sayid: Kızgın olmakta haklısın, fakat bazı özürleri duyduktan sonra mutlu olacaksın…(Jack burada konuşmayı keser)
Jack: Bak Sayid, şu anda biraz meşgulüm.
Sayid: Ve ben, bizi bu adadan kurtarmayı deniyorum! Jack…Bu telefondan sinyal alamıyorum çünkü Danielle’in “yardım sinyali”, frekansı engelliyor.
Sayid : Bana sizin kulenin nerde olduğunu söylersen, senin mesajını kapatabilir ve yardım çağrısı yapabilirim.
Danielle: Sinyal, 16 yıldır çalıyor ve yardım için kimse gelmedi, sana daha iyi bir şansın olduğunu düşündüren nedir?
Sayid: Naomi’nin gemisi, kıyıdan sadece 18 mil açıkta, Danielle’in sinyalini eleyebilirsek, bizi duyabilirler.
Juliet: Hayır, duyamazlar.
Sayid: Ve, neden duyamazlar?
Juliet: Radyo mesajları bozuldu.
Jack: Ne?
Juliet: Ben, Dharma istasyonlarından birini kullanarak, bizim kullandığımız sinyal dışında, adadaki bütün sinyalleri bloke etti.
Sayid: Ne istasyonu?
Juliet: İstasyona, “The Looking Glass” (ayna??) adını verdiler, fakat istasyon su altında ve nerede olduğu konusunda hiçbir fikrim yok.
Sayid: Ben nerede olduğunu biliyorum sanırım…