Not in Portland
Üçüncü sezonun en iyi bölümlerinden biri olan, Not in Portland isimli yedinci bölümde, gözden kaçmayan gizli kareler yer aldı. Yazının devamında Not in Portland isimli bölümde yer alan gizli kareleri ve açıklamalarını görebilirsiniz.
Bagua


Juliet’in kardeşi Rachel’le birlikte olduğu sahnede, kardeşinin başucundaki lambada orijinaline benzer şekilde sekizgen çerçeve içinde Bagua sembolü görülüyor. Bagua sembolü Dharma sembollerinin ilham kaynağı olarak da gösterilmektedir.
Oceanic Airlines

Juliet’in perdeleri açıp kardeşine dışarıyı gösterdiğinde geçen uçağın kuyruğunda Oceanic Airlines logosu görüntüleniyor.
Apollo Candy



Juliet’in eski kocasına çarpan otobüsün üzerinde Apollo Candy reklamı görülüyor. Yukarıdaki görüntülerden ikinci ve üçüncü kare set arkası görüntülerden alınmıştır.
Widmore Labs

Juliet’in kardeşi Rachel’in kullandığı hamilelik testinin kutusu üzerinde, Widmore Labs ismi görülüyor. Widmore Labs, Desmond’ın sevgilisi Penelope’nin babası Charles Widmore’un sahibi olduğu bir şirket. Aynı hamilelik testi daha önce Sun ve Kate’in kullandıkları hamilelik testi olarak da karşımıza çıkmıştı.
A Brief History of Time

Karl’ın tutulduğu binanın dışında Aldo isimli karakterin okuduğu kitap olarak “A Brief History of Time” karşımıza çıkıyor. Stephen Hawking imzalı kitap, kainatın oluşumu ve astrofizik gibi konularla ilgili. İlgili sahnede Aldo’nun kara delikler hakkındaki bir bölümü okuduğu görülüyor.
Nazar boncuğu

Diğer karelerden farklı olarak sadece Türk izleyicilerin dikkatini çeken bir kare. 23 numaralı odada Karl’a izletilen videoya ait bir karede nazar boncuğu görülüyor.










Şubat 11th, 2007 at 21:49
nazar boncuğu ne alaka onu çözemedim yahu.
Şubat 11th, 2007 at 22:14
bence aldo’nun okudugu kara deliklerle ilgili kitap da direk alakali olmuyor olabilir. sonucta burdaki insanlar bilimin cesitli dallariyla ilgilenen insanlar. ben de kara deliklerle ilgili kitap okudum. direk bi kastim yoktu (=
Şubat 11th, 2007 at 22:21
Ya bi de benim dikkatimi çeken başka bişey vardı, şu Julietin eski kocasına otobüsün çarptığı sahnede. Adam Julietle konuşurken bi duruo bi yola doğru yürüyodu, sanki arabasına gider gibi ama bikaç kere dikkatle izledim, yol kenarında araba falan yoktu. E arabası olmadığına göre karşıya falan geçecek dedim ama bi ileri yürüyüp bi durması ilginç geldi bana. Adam sanki -bilinçsizce- yola doğru yürüyüp durdu. Bu Mittelos Bioscience her haltı yapabilecek bi şirkete benzio zaten, e Julietin mülaktta söledikleri de ortada ama bi adamı kendi isteğiyle öldürtmek de… Ben bu ölümde şirketin parmağının daha ziyade adamı öldürmek şeklinde olduğunu düşünüyodum ama adamın kendisini öldürtmek… Bİlmiyorum ya kafam karıştı :) Bu konudaki düşüncelerinizi merak ettim.
İyi Akşamlar.
Şubat 11th, 2007 at 22:41
Duruyor ama kaldırımdan inmiyor. Zaten o kareden hemen önce otobüsün beklediğini görüyoruz. Bir sonraki karede kaldırımdan iniyor…
Şubat 11th, 2007 at 22:46
Adrianapoli, İşte ben de onu diyorum, zaten inmese otobüsün kaldırıma çıkması lazım :) Ama kaldırımdan önce inmeyip, bi süre konuşup sora iniyor ve arkasına dönüp Julietle konuşuyor, sonra da uçuyor zaten. Hiç sağa sola bakmak da yok adamda farkettiyseniz. Anlatabildim mi? Sanki dış dünyala ilgisiz gibi davranıo. O garip geldi bana ama yanılıor olabilirim.
Şubat 11th, 2007 at 23:01
nazar boncuğu ile oceanic havayollarının logosu arasında bi ilişki kuruladabilir belki. malum benzerlik gözden kaçar değil çünkü.
Şubat 11th, 2007 at 23:07
Dalgınlık ile normal karşılıyorum yola inip “Hayır” cevabına olan tepkisini.
Ayrıca USA’da kaldırımdan yola adım attığında -yaya geçidi olmasına gerek yok - dünya durur. 80′lerin Türkiye’sinde kaldı önce sola sonra sağa sonra tekrar sola bakma devri.. Amerika dönüşü -çok kalanlar- arkadaşlarla bahse girebilir “ilk kim taksi altında kalacak?!” diye.. Özetle normalde o otobüs 1 o hızla seyretmez ve çarpmazdı. 2 Zaten bu bir cinayet. Aslında 3 Bu bir dizi.
Şubat 11th, 2007 at 23:18
Otobüsün hızıyla ilgili yorumuna ben de katılıyorum, yaya olayında da haklı olabilirsin, ABD trafik kültürünü falan da bilemiyorum. Bunun cinayet olduğu fikrine %100 katılıyorum zaten ama işte benim tereddüdüm Edmundun sadece kurban değil, hem kurban hem de kendi katili -bilinçli olmayabilir- olduğu konusunda… Belki çok fazla komlo teorisi üretiyorum ama ben bu konuda biraz şüpheciyim.
Şubat 12th, 2007 at 00:06
Nazar boncuğunu diziyi izleyen kaç dünya insanı anlar.. Akdeniz insanına has aynanın olmadığı dönemden kalma bir inanış. Ayna yok iken karşısındakinin gözünde kendisini gören ruhunun karşısındakine geçtiğine inanıyordu. Ve insan göze benzeyen, gözü temsil eden nazar boncuğunu üretti.
Şubat 12th, 2007 at 00:34
adrianapoli sana katılıyorum, amerikada trafik kuralları gayet sıkı işliyor ve gördüğümüz gibi otobüs durakta bekliyor ve çarptığı anda ise epey bir hızlı o kadar kısa mesafeden o şekilde hızlanması mümkünmüdür.
Şubat 12th, 2007 at 01:36
Değildir tabi..
Bunun yanında asıl takıldığım Kate’in elindeki telsizin senaryoı gereği vurulması ki sahneyi tekrar izledikçe utanıyorum kendi adıma.. 4 kere izlenmesini kesinlikle tavsiye etmiyorum.
1 Lost tarihinin en kötü sahnesi.
2 Asıl önemlisi Lost tarihinin en kötü -senaryo- paragrafı. Okurken bile çok kötü der insan..
3 Kullanmadım ama sanırım 30 metreden telsiz vurmak ustalık ister.
4 30 metreden telsiz vuran insanı ise 50 metreden çok rahat vurur, yaralar hatta öldürür.
5 Adamlarımız bir yığın ağaç vurdu takip sırasında.
6 Kate’e nişan aldı telsizi vurdu, usta falan değil fikrine sığınmak lazım. Bu da Türk filmi oluyor.
Şubat 12th, 2007 at 12:22
Ekstra bilgi; nazar boncuğuyla ilgili olarak görüntüdeki punctum ve studium etkisini biraz olsun araştırmanız size güzel kapılar açacaktır. Camera Lucida isimli kitapta yer almaktadır bu iki kavram. Anlatılamayan, fotoğrafta sizi delip geçen şey punctumdur. Studium ise birikimimiz dahilinde fotografi analiz etmeye yöneliktir (herşeyi kapsar). Bu iki kavram size görüntüyü hissederek anlamayı gösterir. Nazar, punctumun türkçe karşılığıdır. Nazar boncuğu karesini yorumlamamızı bu yöntemler doğrultusunda yapabiliriz.
Şubat 12th, 2007 at 16:20
dizinin başından beri göze zaten ayrı bir önem atfedilmiş durumda. bi sürü bölüm içlerinden birinin gözüne yakın çekimle başlıyo ve onun hikayesini anlatıyo. bu nazar boncuğunu da o bağlamda değerlendirmiş olabilir ekip, zira gayet titiz çalıştıkları malumumuz. hem amerikalılar, ingilizler, hatta ıraklı ve güney (hurleynin deyimiyle “iyi”) koreliler varken dizide boncuk da bizim temsilcimiz oluversin canım, hahaha!!!! ;) derinini de düşünürüz de biraz kendimizi de şımartalım arada :P
Şubat 12th, 2007 at 16:39
http://sozluk.sourtimes.org/sh.....bilecekler
Şubat 12th, 2007 at 17:01
“Not in Portland” ile üretilmiş tüm anagramların listesi için :
http://www.wordsmith.org/anagr.....n+Portland
Şubat 12th, 2007 at 21:11
“Not in Portland” kötü bir bölümdü tam heh şimdi olaylar kopucak derken baktım bölüm bitti. tamam bu lostun tarzı ama haftalarca bekleyince bayağı bir şeyin çözülmesini bekliyor insan, boş bir bölümdü sevmedim…
Şubat 12th, 2007 at 22:48
Enfeksiyon için ona buna enjekte ettikleri şey Juliet’in kardeşine enjekte ettiği şeyle aynı olabilir bence.. Juliet’in erkek tarla faresinin üzerinde de deney yaptığını biliyoruz bu erkeklere de (desmond mesela) enjekte edilmesini ya da etmelerinin söylenmesini açıklıor.. Juliet 3 sene 4 ay 28 gündür bu adadayım diyor.. Desmond da 3 senedir adada. Yani Desmond Julietten sonra adaya geldiği için enjekte edilen şeyin Julietten daha önce gelmiş olduğu şu anda kesin değil. İlk kaçırıldıklarında Sawyer Jack ve Kate de kollarından bant çıkarmıştı. Kan alma ihtimalleri yüksek ve Juliet ve Ethan Claire’e karından enjekte ediyordu ama Kate ve Sawyer’ı birbirlerini sürekli görmelerini sağlayıp seks yapmalarını ayarladığını ne kadar düşünüyorsak Kate’in ya da Sawyer’ın (!) hamile kalma ihtimalini de hesaplamaları bence baya mümkün..
Şubat 13th, 2007 at 10:47
nazar boncuğu iler ki bölümlerde, diziye eksik olan tek kahraman olan bir türkünde dahil olacağını mı gösteriyor:D
Şubat 13th, 2007 at 10:53
sawyer sayet hamile falan kalırsa, bu dizi bence bir daha izlenmez:))
Şubat 13th, 2007 at 14:29
Dikkatimi birşey çekti.
http://lostpedia.com/images/d/d0/Theisland.png
Buradaki harita çalışmasında Pala Ferry iskelesinden Michael ve Walt’un ayrıldıklarını biliyoruz. Ben onlara hangi koordinatları izleyeceklerini söylemişti. Buna göre bu koordinatların Gözlem Adasına çıkma ihtimali oldukça yüksek görünüyor.
Şubat 13th, 2007 at 17:39
telsiz olayı fazla abartılmış bence.direkt telsize nişan almadığına göre ve bu bir dizi olduğuna göre beni hiç de rahatsız etmedi izlerken bala vurmuştur :D ayrıca deli yürek de turgay atacan’ı 200metreden kulağından vurmuştu naabeer? :D
silah kullanma konusuna gelince inan iğne deliğinden geçirebilecek insanlar da var kurşunu.tabi orada pickett’ın nişan alması gibi bir durum söz konusu değil o yüzden çok da önemli değil bence.
Şubat 13th, 2007 at 17:57
yoko haklı olabilir kate ve sawyer’ın o geceki halleri others tarafından planlanmış veya düzenlenmiş olabilir. çünkü Ben’in sürekli söylediği şey, “kendi tercihinmiş gibi göstermek” jack’e de onu ameliyat yapmak istemesini istemiş olduğunu açıklamıştı. jack’e kendilerini sevdirip, iyi insan gibi görünüp kendi isteğiyle yapmasını sağlıyacaklardı. gerçi suya düştü beceremedim dedi, ama bu da bi numara olabilir. :) kate ve sawyer’a gelince birlikte olmak istemeleri için bişi vermiş olmalılar, çünkü kate’in aklı ve sanırım kalbi hala jack te gibi görünüyor…
Şubat 13th, 2007 at 19:47
evet adadan ayrılmak bile istemedi jack için nasıl olur da sawyer’la? :(
ayır olmamalı :)
Şubat 13th, 2007 at 20:24
o otobüs sahnesinin aynısından final destinationda vardı. sarışın bi ablaya aynı şekilde çarpıyodu, aynı şekilde şaşırtan bi sahneydi… madem ayrıntılara bu kadar kafa yoruyolar, daha özgün öldürebilirlerdi kanaatimce…
Şubat 14th, 2007 at 10:18
arkadaslar!!japon güzeli sun ın daha önce hamile kaldıgını görmüstük.beklenmedik bir anda kocası jin hemde kısır olmasına ragmen.sezon 3 bölüm 7 de de sarısın doktor un bir erkek fareyi hamile bıraktıgını görüyoruz.Ayrıca kendi kardesinide hamile bıraktı. bence japon güzeli sun ın hamile kalması othersların işidir…
Şubat 14th, 2007 at 10:36
bu aniden araba çarpma sahneleri çok fazla olmaya başladı ABD filmlerinde ve artık sıkıyor. Joe Black ile başladı, Forgetten ile devam etti. bizim kargonun klibinde bile oynandı yanii. artık heyecan vermiyo..
ethan ne adammıs yine cıktı karşımıza. cok psikopat tip var. yolda görsem korkarım..
Şubat 14th, 2007 at 20:44
Show ▼
Şubat 14th, 2007 at 21:05
aldo kitabı sadece okumuyo bi hesaplar yapıyo kitap üzerinde
Şubat 14th, 2007 at 22:19
Otobüs, Edmund’a tam olarak yandan çarpmıştı. Bu nedenle otobüs o esnada adamın gözünün kapsama alanında olmalıdır. Yani adam kaza anından bir süre önce otobüsü farketmeli, en azından kafasını çevirmelidir. Bu detayın olduğunu hatırlamıyorum.
Şubat 17th, 2007 at 10:42
o değilde, lost’un s03e01′de uçak düşüsünden sonra, millet dışarı çıkıp bakıyorlar ya, tam orada Juilet okuduğu kitaba baktım, Stephen King’in zaman yolculuğu. Bu da gozlerinizden kaçmış anlaşılan. Bu kitapdada bir grup yolcu uçağı kayboluyordu falan filan gerisi anlatmıyım film hakkında spoiler bile olabilir
Şubat 17th, 2007 at 19:41
Yaaaa şimdi farklı bir şey soracağım ama benim aklıma şu takıldı. Bunca zaman adada yaşayan kahramanlarımız nasıl oldu da yakında başka bir ada olduğunu anlayamadılar. O kadar adanın etrafında dolaştılar, tekneylede dolandılar ama bir tanesi bile ikinci bir adanın varlığını farkedemedi. An cak diğer adaya gidince kendi adalarını gördüler ne diyorsunuz mükemmel senaryo ya uymuypr değil mi? Bu ayrıntı…
Şubat 20th, 2007 at 18:19
allah sonumuzu hayir etsin, insan kafayi yiyor dizmi mizi ama :D
Şubat 20th, 2007 at 23:16
http://img380.imageshack.us/im.....000vq4.jpg
Şubat 22nd, 2007 at 16:25
juliete de edmund da birbirlerini tanitirken eski esim diyor
peki resmi olarak bosanmamislar mi da juliet hala burke soyadini kullaniyor ?
ben bunu anlamadim
Mart 9th, 2007 at 21:29
7 bvölümü henüz izledim . merak ve soru işaretleri devam ediyor . bu arada bu sitedeki ilk mesajımdı ..)) tabii yazılarınızdan birçogunuzu tanıyorum ve ilgiyle okuyorum…falan filan..
Mart 9th, 2007 at 22:45
Selam arkadaşlar sezon 3 ün 7. bölümünü nerden indireceğiz bulamadım be yaw bi el atarsanız sevinirim
Mart 13th, 2007 at 23:06
@adrianapoli:
3. ve 4. maddelerinde bahsettiğin 30 metreden telsizi vurmak hiç de garip değil. Bayan olduğunu tahmin ediyorum. Veya askerlik yapmamış biri olduğunu. Biz askerde 200 metre atışlarında sadece başı görünen hedef tahtalarını vuruyorduk. (Mesala ben 200 metreden baş kısmına 2 isabetli atış yapmıştım ki tüfekle tanışıklığım sadece askerlikten ibarettir). 200 meterden kola kutusunu vuracağına dair iddiaya girip kazanalar vardı!
Yani biraz eğitimli, becerikli biri normal bir piyade tüfeği ile 30 metreden nokta atışı yapar. Değil telsizi kibrit kutusunu bile vurabilir. O sahnede hiç bir anormallik yok.
Mart 13th, 2007 at 23:12
@ugurböceği
Lost 1., 2. ve 3. sezon bölümleri:
http://www.divxevi.com/showthread.php?t=28466
Mart 13th, 2007 at 23:42
@ ihg70: gereksiz uzatmak istemem ama;
vurulan şey atış panosu değil kumsalda koşan bi hatunun elindeki telsiz.ayrıca askerden hatırladıım kadarıyla 200 metre olan atış öncesi koşuydu?200 metre koşarsın 25 ve 50 metreden atarsın.25 metreden kafa hedefine 50 metreden boy hedefine.
ak-47 nin menzili zaten 300 metre 200 metreden atış bana biraz garip geldi.elektrik direkleri genelde 25 metre arayla dizilir.düşünebiliyomusun 12 direk arası mesafeden kola kutusu falan? ehue
ayrıca o sahnede çakma duran şey o mesafeden hedef vurmaktan çok olayın çekimi kurgusuydu.hızlı hareketlerle bir atış ve kate’in eline yakın çekim telsiz parçalanır falan.
Mart 14th, 2007 at 20:34
Güneş: Metrelerce arkadaki adamların birinin elindeki silah..
Dünya: Kate..
Ay: Telsiz..
img471.imageshack.us/img471/3166/dunyagunesaykv8.jpg
Sadece ay: Telsiz. (Ayın konumuna dikkat..)
img471.imageshack.us/img471/706/telsizpj4.jpg
Ustalık, beceri.. Sanırım güneş (in eli) tutuldu..
(Daha uzak mesafeden telsiz vuranlar & Sawyer..)
img222.imageshack.us/img222/2285/becerigm1.jpg
Not: Telsize ay dedik.. Sawyer’a galaksi demek lazım..
Nisan 8th, 2007 at 19:28
Selam arkadaşlar ben daha yeni bir lost izleyicisi oldum ve 3. sezon 6. bölüme kadar izledim :) Korkunç bir dizi yaa çok bağımlı yapıyor..acaba kalan bölümlerini alt yazılı olarak nasıl bulabilrim?
Nisan 28th, 2007 at 23:48
selam herkese…nazar boncuğunun sırrı ortaya çıkmadı değil mi şu ana kadar?
Nisan 29th, 2007 at 11:31
Slm ya ben Alwx ile Karl ın durumuna cokk üzülüom neyse bu apolo bie çikolata markası galiba çünkü ambarda buldukları çikolatanın üztündede galiba bu isim vardı
Nisan 29th, 2007 at 11:32
bu arada pardon yanlış yazdım alex olacaktı
Haziran 10th, 2007 at 23:31
nyle35 arkadaşımızın yorumundan yola çıkarak…
bende lost un tüm bölümleri var. isteyen arkadaşlar benimle temasa geçebilir. Ücretsiz size ulaştırabilirim.
Haziran 10th, 2007 at 23:38
Sevgili arkadaşlar,
size bomba gibi bir haberim var. 3.sezon 20.bölümde lock ile ben jacob’un kulübesine gider. Boş bir sandalye sallanır, lock jacob ın varlığına inanmaz, fakat ben jacob ile konuşmaya başlar. Normal izlediğinizde boş bir sandalye gibi gözüksede, aslında jacob orada sandalyede oturuyor.
Ben jacob’ un sandalyesini iki eliyle tuttuktan sonra ben duvara yapışır. Bu sahneler dondurarak izleyin. Yaklaşık 1,5 sn sonra kamera sağa doğru kayıyor.
Jacob sandalyeye yan oturmuş bir şekilde duruyor, uzun saçlı, üzerinde eski elbiseler var…
Aslında site yönetimi bu kareyi, gizli kareler linkine ekleyebilirler.
Temmuz 23rd, 2007 at 12:05
süper bi dizi ama charlie ölmemeliydi bence…başkahramanlardan biriydi o
Temmuz 29th, 2007 at 17:42
2 sezonun basında sawyer’e saldıran kopekbalıgının ustunde de tam kuyruk bolumunde dharma logosu vardı galiba..
Ağustos 7th, 2007 at 17:54
http://www.altyazi.gen.tr/index.php?s=lost
Ağustos 22nd, 2007 at 10:09
harika bi dizi yahu!!!
Eylül 2nd, 2007 at 23:45
uçağın logosuda nazar boncuğuna benziyor.
nazar boncuğunu iyice bi araştırmak gerekir
Şubat 6th, 2008 at 17:24
juliettenın eşine carpan otobusun numarası 361.
acaba bununla kurabileceğimiz bi bağlantı olabilirmi sizce.daha once karsınıza cıktımı bu syaılar?
Mart 13th, 2008 at 21:38
dikkatimi çekti de yukarıdaki Bagua sembolünde renkler yazıyo her birinin de karşılığı olarak bazı kelimeler var.. karedeki nazar boncuğunda sarı renk yoktu ama zaten yukarıdaki bagua sembolunde de yok.. mavi rengin karşısında knowlegde yani bilgi kelimesi yazıyo, beyaz renkte de children, creativity yani çocuklar ve yaratıcılık.. bi anlamı olabilir mi acaba?
bir de bi sitede şöyle bi paragraf var..
“Bu boncuk Hititler zamanında yada Mısır krallığı zamanında kötü gözlere karşı kullanılmıştır. Mısır krallarından Tutankamon Kahire?nin İngiliz müzesinde sergiye açılmış bulunmaktadır. Bu yapı üzerinde birçok nazara karşı koruduğuna inanılan taş koyulmuştur.”
Temmuz 20th, 2008 at 14:00
Juliette’in eşine çarpan otobüsün 361 numarası benim okula gidrken bindiğim bahçelievler-gümrük otobüsünün numarası :D bu yeterince iyi bi bağlantı mı acaba:D
Ağustos 6th, 2008 at 10:29
sanırım 2.sezonda adadaki bazı kişiler başta michael olmak üzere bir bot yapıyorlar.daha sonra izleyenler bilir olanlar oluyor ve micheale ve sawyer botun parçalarında bekliyorlar.uzun bir zaman sonra bir köpekbalığı görülüyor ve bir sehnede köpekbalığının kuyruğunda dharma girişimin sembolüne benzettğim bir işaret gördüm. acaba benden başka bunu gören oldum merak ediyorum yoksa artık kayış koptumu=S
Mayıs 1st, 2009 at 21:04
hocam, ekran resmi gönderseydin, bir de…