Mükemmel Teori

Lost dizisi için geliştirilen en büyük ve tutarlı teorilerden biri olan ‘Mükemmel Teori’, Adrew Smith isimli bir Lost hayranı tarafından yazılmış. Yazılmasının ardından birçok Lost hayranı tarafından kabul ve ünü hızla yayılan orijinal ismi ‘Ultimate Theory’. Türkçe’ye Mükemmel Teori olarak çevirilmiş. Bir çok Lost hayranının arşivinde .PDF dokümanı olarak yer alan teorinin tümünü yazının devamına tıklayarak okuyabilirsiniz.


Kahramanlarımız çoğu adada doğdu; Onlar Dharma Girişimi’ni idare etmek için suni olarak tasarlandılar. Dharma Girişiminin amacı dünya barışıydı. Yani; adayı, mekanik canavarlara, köpek balıklarına, siyah dumana ve gelebilecek daha bir çok şeye karşı savunma silahıydılar. En önemlisi de Toplu Bilinç (Collective Consciousness – CC ) adında bir silah…

CC; Oryantasyon filminde ima edilen ve Hurley’nin çizgi romanında geçen teknolojiyle ambarda (hatch) kafalarından elektrik telleriyle bağlanmış bir grup bilim adamıdır. Bu bilim adamları elektromanyetizm sayesinde arabaları, gemileri, uçakları, loto çekiliş toplarını kontrol edebilecek yetenekte. Hatta zihinde oluşturulan elektrik akımlarıyla insanları alkollü, uyuşturu kullanmış, bitkin veya hasta gibi zayıf hallere sokulabilecek şekilde kontrol edilebilirler.

Gerçekte, Hanso uydusunun yardımıyla, CC tüm dünyadaki olaylara şahit olabilir veya etkiliyebilir. Yanlış ellerde mükemel bir silah oluşabilir ve emniyetli bir nükleer bileşen olmazdı. Doğru ellerde; olayları iyi yönde değiştirebilirdi. Hanso barışçıl yolu seçmeye karar verdi. Onun fikri; dünyayı, muhalif devletleri birleştirecek, aynı zamanda onları temel teknolojiye indirgeyecek, kütlesel veya olağan yıkımları acizleştirecek bir afetin (felaketin) kıyısına almaktı.
Dharma Girişiminin Kurucusu Alver Hanso’ya bakalım:
Hans Ørsted’i tanıyalım:
Hans Ø ,1820 yılında elektromanyetizmayı keşfetti. 1999 yılında Ørsted uydusu yer yüzünün manyetik alanını grafikleştirmek için fırlatıldı. Bulgular bilim adamlarını felaketsel etkileri olan yakın zamanda olmasından korkulan bir kutupsal geri dönüşün gerçekleşebileceğine inandırdı. Eğer yeryüzü magnetosferini kaybetmek üzereyse (çizgi romanda ima edildiği gibi); uzaydan/güneşten savunmasız, aşırı derece radyasyon olacaktı. Aynı zamanda uydu, Güney Afrika altında anormal bir manyetik alan gösterdi. Dünyanın diğer kalanıyla ters yöndeydi ve yüzlerce yıldır büyüyordu. Bu bilgiyi Google dan bulabilirsiniz. Benzer bir fikir “The Core” filminde de kullanıldı.
Hannes Alfvén ile tanışalım:
Onun Nobel ödülünü kazanma yolunda, bilimadamlarının evrene nasıl baktığı konusunda – çoğunlukla elektromanyetizma konusunda – bilime yaptığı katkı devrim yarattı. İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve biraz İspanyolca ve Çince bilirdi. Doğu psikolojisi ve inanışları konusunda çalıştı. Fiji adalarında zaman geçirdi. Ufukta görünen olağanüstü “yeşil parlama” nın büyüsüne kapıldı. (Tesadüf değildir ki; “Green Lantern and Flash” çizgi romanı bu durumda İspanyolcaya tam olarak çevrilirse “Linterna Verde Flash“) Hannes Alfvén aynı zamanda roman da yazdı; Mükemmel Bilgisayar - Tüm dünyayı saran bilgisayarların hikayesini anlatan bir görüş (1968). Bilgi için bkz. “Hannes Alfvén”.

Alfvén + Hans O. = Alvar Hanso :

Böylece Dünya barışını – Kutupsal geri dönme – zorla kabul ettirecek Dharma Görüşü’nün kurucusuyla tanıştık. Alan Moore ve Dave Gibbons tarafından yaratılan aynı mizaçtaki “Watchman”, büyük kötü adamın ( Hanso silah tüccarıydı) aslında iyi niyetleri vardı. CC yeryüzünün manyetik alanını bütün dünya büyüklüğünde bir EMP bombası gibi bozdular. Bütün elektrikli ekipmanlar yandı, bütün bilgisayar dataları kayboldu, uçaklar gökyüzünden düştü ve dünya insancıl, politik ve dini olmayan bir düşmana dönüşerek yüzyıllar önceki teknolojiye döndürüldü; DOĞA… Bu an LOST uçağının gökyüzünden düştüğü andı. Şimdiye kadar bize gösterilenden yola çıkararak görünüyor ki; uçak rotasını kaybetti, sonrasında millerce gitti, düşüşe geçti. Ayrı ayrı parçalandı ve küçük parçalar halinde adaya indi.
Sağ kurtulanlar yürüyebilip yürüyemediklerini kontol ettiler (eğer daha önceden yapamıyorlarsa) ve çılgınca bir davranış içine girdiler. Teorinin neler olup bittiğini açıklamaya başlamadan önce şunu düşünelim. Bu çeşit bir kazadan (çarpışmadan) özellikle de o irtifadan çakılan bir uçaktan sağ kurtulanların olması olağan dışı. Değişik parçalarda ve değişik yerlerde bir çok sağ kurtulanın olması imkansız… Tabi sıradan bir uçak kazası olduğunu düşünürsek… Bu imkansızlığa kurtulanlar tarafından birkaç kez değinildi. Aynı zamanda şunu da düşünelim; kazadan sonra John Locke yürüyebildi, Claire bütün uçakta saç fırçasının veya tarağının olmadığını keşfetti. Yani bu iki olay çarpışmadan sonra bir çeşit parazit olasılığını gösteriyor. Fakat birilerini sağ kurtulma imkansızlığına ek olarak, yolcuları ve çarpişma esnasında uçağı yönlendiren bir el vardı. Düşünelim: Kate’in atı ve Eko’nun uçağı, ikisi de adadaydı. Adanın yeri Fiji olabilir yada olmayabilir ama biliyoruz ki atın en son göründüğü yer Amerika’ydı ve uçağı en son gördüğümüz yer Nijerya’ydı. Birşey onları adaya getirdi. Kargo (Fedex) mi? Ayrıca bir de denizden millerce içerde Black Rock adında büyük eski bir gemimiz var. ( Black Rock: keşfedilen ilk manyetik maddeye verilen isim) Teori diyor ki: CC, yüklü metal parçacıklarından başka bişey olmayan siyah duman yardımıyla uçağı adaya düşürdü. Uçağın çarpışmasını simule etti , herkesin dışarı dağılmasını sağladı, yolcuları bilinçsiz kurtulanlar haline getirdi, uçak parçalarını usulca adaya indirdi,yolcuları bir süreliğine uykuda tuttu (belki saatler,belki yıllar…) enkazı dağıttı, bazılarını yaraladı ve farklı yerlerde uyandırdı. ( Ağaçta, motorun yanında, denizde vb.)

Onlar uyurken; diğerleri (the others) – Dharma planına katılan bilimadamları ve soyları – tarakları ve saç fırçalarını uçaktan ve yolculardan aldılar. Saçları tararken oluşacak küçük elektrostatik parazitler CC’nin zihinlerini karıştıracaktı. Dizinin ilk karesinde( Pilot, Bölüm1) CC’nin siyah dumanını gördük.






Jack uyandığında, onu oraya getiren siyah duman gökyüzüne yükseldi. Gözlerini kırptığında gitmişti. Bu durum gözbebeği büyümesi değil, yansımaydı.

Haftalar sonra, bir parça dinamitle siyah dumanın alanını bozdu. İki kutupta görünür haldeydi. Siyah dumanın elektriksel yapısı, 2. sezonda Eko’nun yüzyüze geldiği durumda görülebilir. ( elektrik çıtırtıları kolayca görülebilir) Fakat çoğu için bu adada ilk değildi. Onlar CC’nin insanın var oluşuna bağlı gücünü ve adayı kurumak için Dharma’yı devam ettirmek amacıyla doğdular. Onlar Dharma’nın bir parçası olarak adada doğdular. Çok zaman önce,bir bilim adamı benzer bir projenin bir parçası olan çocukların tedavisine itiraz etti ve sabotaj uyguladı. Ambardaki bilgisayara kod numaralarının girişini kasten engelledi ve böylece Hanso uydusu – bir güvenlik sinyaline karşı programlamıştı – ambarın yerini taradı. Bu olayda dört kişi hayatını kaybetti.(oryantasyon filminde bahedildiği gibi). Ölenlerden biri Hanso’nun kendisiydi. İki bilim adamı kollarını kaybetti. – Dr. Marvin Candle ve Ray Mullen (Kate’i polise yakalatan ve büyük ihtimalle Kate’in gerçek babası). Ölüler adada yatıyordu ve kahramanlarımın tarafından “Adem ve Havva” diye adlandırılarak bulundu. Hanso’nun cesedi bi anlamı olmayan siyah beyaz taşlı olanıydı. ( ying yang benzetmesi gibi) Bilgisayara girdi olarak girilen sayılar esas olarak anlamsız. Daha fazla bir şey söylemek gerekirse, sayılar giderek büyüyor ve toplamları 108’e eşit. Bilinen hiçbir aritmatiksel bir diziye göre giderek büyüyen sayılar, zamanın birimlerini ima ediyor. 108 dakika Yuri Alexeyevich Gagarin’e göre dünyanın etrafındaki yörüngesiydi. Kod, bir uydu için ve eğer girilmezse uydu ambarı imha edecek. “Olaya” dönersek; cehennem anındaki telaşla, isyankar bilimadamı birkaç çocuğu serbest bıraktı. Onların arasında bir test konusundan daha fazlası olan ve sonradan “Ethan Rom” diye adlandırılan bir çocuk vardı.Bu çocuk 1967/8 den beri adada yaşayan hain diğerlerini (others)’ı biraya getirdi. Şu an onlar ikinci nesil. (Dharma’nın işini devam ettiren diğerleriyle(others) tam zıt şekilde). Hainler hareket edişlerini CC den gizleyebilmek amacıyla çok büyük ve dalgalanan siyah duman bulutları oluşturmak için malzemeler yakarlar. Alvar Hanso’nun kaybıyla ciddi biçimde zayıf düşen Dharma Girişimi, çocukları adayı baştan başa dolaşarak arayamadı fakat Amerikan Ordu patronlarının çullanıp ta herşeyi yıkmadan önce, dünya barışının orijinal Dharma vizyonunu başarmaya odaklandılar. Ambar (the hetch), 108 dakikalık zaman sürecinin sağlanamadığı durumda, iki kişilik ekibi korumak amacıyla patlayıcı duvarlardan yapılıdır. Buna rağmen uydunun ateş etmesi halinde içindeki bilim adamlarıyla beraber patlayıcı duvarlar yıkılacaktı. Bu durum teknolojinin yanlış ellere geçmesinden daha iyiydi.

“Olay”ın takibinde; Hanso’nun US ordu patronları durumun çözülmesi gerektiğine karar verdiler. Dharma bilimadamları US ordusunun sermayesiyle alınan silahlarla bugüne kadar dayandılar ve adayı güçlendirdiler. Cephanelikteki en güçlü silah CC olmaktı. Kalan çocukları gizlice alıp aralıklarla dünyaya gönderilmelerini ve Dharma projesinin bir parçası olan üvey ailelerinin yanına verilmelerini yönettiler. Hepsi ebeveyn olarak Dharma inançlı insanların yanına yerleştirildiler ve adada gelecekteki özel görevleri için hayatlarında özel bir eğitimle ıslak edildiler. CC’nin dış
dünyada rehberliği ve eğitiminden sonra kahramanlarımız Sydney den kalkan bir uçak seferine konuldular. Adada zamanın geçmesiyle birlikte, hangi kişinin hangi kısımda rol alacağı açıkça görüldü. Projeyi hayatta tutabilmek için, CC dayanmalıydı. Bu nedenle; CC nin bir parçası olarak tuşlara basmak için,ada savunmasını muhafaza etmek için ve sırları gizli tutmak için yerdeğiştirmelere ihtiyaç duydular. Dharma’nın yeni dünya barışı vizyonunun somutlaştırılmasına ek olarak, kahramanlarımız (kontrollü) adada iş başındalar. Özellikle Hurley’nin hayattaki tek gayesi, zaten takıntılı olduğu halde rakamları kullanmaktı.Aynı zamanda, sadece TV yemekleri ve müzik onu idare ettiği halde ev içinde klastrofobik bir ortamda kalmaya kendini şartlandırmıştı. Hurley görünüyor ki; elektrikli ekipmanlar konusunda şanssız. (Sigortaların patlaması vb.) Bu CC tarafından Hurley’nin ambarda saatlerce sıkılarak kaldığında elektrikli aksama karışmaması için cesaretini kırmak için yapılan bir plandı. Ve şimdi orada kalmak amacıyla kendine bir arkadaş bulmuş gözüküyor: Libby…

Hurley’nin kafasında 1. sezonun çoğu bölümünde iki adet elektromıknatıs var. Radyo kulaklıkları onun CC tarafından ne kadar kontrol edildiğine bir benzetme olabilir. Aynı zamanda spesifik olarak: Walt, ölen yaşlı bir bilimadamıyla yerdeğişmesi için kafasına elektrotlar yerleştirilerek CC nin bir parçası olması için vazifelendirilmiştir. Hayatı boyunca CC, onun elektromanyetik bir fenomene sahip olduğundan emindiler. ( örnek olarak cama vuran kuş……) Onun manyetizmaya karşı bir eğilimi var. Yani; CC O’nun bu özelliğini bilerek yada umarak hareket ettiler. Eğitildi fakat o bunu bilmiyor…

Walt, artan bir şekilde “canlandırma”ya ve metal cisimlere hükmetmeye aşina oluyor. Zaten CC’nin de onun üzerinde gerçekten yapmak istediği budur.

CC nin amacı metal objeleri kontrol edebilmek için Walt’u eğitmektir. Şu an CC bütün işi yapıyor ama bir gün o güce sahip olacak. Şu anda görünüyor ki, Walt’un tüm adada zihnini kullanarak CC teknolojisine bir çeşit erişimi var. Kimse sonunda ne olacağını bilmiyor. Bir tahmine göre kahramanlarımız adanın amacını keşfedecekler, dönmek için iyi bir sebep olmadığı ve adayı sevdikler için kalmaya ve CC yi koruyarak Dharma Projesi’nin dünya barışını devam ettirmeye karar verecekler. Şu an: CC, adada kahramanlarımızı idare etmeye devam ediyor. Lock en bariz
durum: CC’ye borçlu çünkü CC, Lock’a yürüme kabiliyetini verdi.Bunun en büyük kanıtı bacağını hissetmemesine rağmen yürüyebilmesidir.


John’un topal bacağının yanındaki yürüyememesine rağmen kasları uyaran elektro – uyarıcı teçhizata dikkat edin. Ayrıca Lock’un siyah duman yüzünden yerde sürüklendiği bir görüntü vardı. Lock’un bacağında metal pimler olduğundan, siyah dumanı kolayca elektromanyetik bir düşman yapar. Diğer kahramanlar, zayıflıkları, bağımlılıkları ve inançlarıyla (ağaçlarda duydukları sesler) oynanarak idare ediliyorlar. Hatta fiziki olarak veya zihinsel olarak önsezilerini kandırmak ve savunmasız hale getirmek mümkündür.

Dharma logosuna dikkat edin…

Hatta muhafızları kaderlerinde saklı…
Örneğin, Kate’in manevi babası, Hanso’nun silah araştırmasından gelen parayı sağlamak için adada (Kore’den önce), US ordu irtibat subayı olarak bulundu. Dharma fikriyle değişti ve bir kız evlat edindi. Barış sever bir bakış açısıyla birlikte “kalbinde öldür” mantığı olmadan ordunun bir toplama bürosunda masa başı işe geçti. Kahramanlarımızın birçoğunun normal olarak bir uçaktaki insanların rastgele kesişim noktalarının ne olduğunun ötesinde benzer baba meseleleri vardı. Bu onların muhafızları, koruyucuları tarafından gelecekteki görevleri için nasıl eğitildikleri/ıslah edildiklerine yorulabilir. Jack’in durumunda, O’nun üvey babası belli bir mesafede duygusal olarak korumak teşebbüsüyle, daha çocukken katı davranmayı denedi.Böylece,sonunda kendisini kasvetli bir halkanın içine sokan ikilemiyle birlikte, soğuk cerrahın çocuk sevgisi büyüdü. Kendini içkiye verdi ve Jack’i ayartmak için gittiği Avusturalya’ya çağrıldı ve öldürüldü. Jack’in babası telefon açıp Jack’i sevdiğini söylemek istedi fakat yapamadı çünkü “zayıf”tı. Bunu yaptığı takdirde Dharma’dan ceza gelebilceğini anladı ve bu durumda ölümünü hızlandırdı. Pasif hale geliyordu. Bu çevrim dizi boyunca tekrarlandı. Bir üvey aile mesul oldukları kişiyi sevdiklerinde, Dharma Girişimi’ne olan bu ihanetleri trajediyle sonuçlandı. Bir diğer örnekte ise; bir aile mesul olduğu kişiyle arasındaki mesafeyi koruyarak Dharma’ya sadık kalır –John’un durumundaki gibi. Çocuklar üzerindeki amaç onları yalnız, dikkat isteyen, beceri ihtiyaçlı olarak tasarlamaktı. Ada üzerinde doğru insan olabilmeleri için dizayn edildiler. Geriye kalan kahramanlarımız için gerçek amaç bilinmiyor: Yeni CC için belkide Walt’dan daha fazlası gerekecekti ve Hurley’nin numaraları girmesi için bir partnere ihtiyacı vardı. Kesinlikle, adaya destek olabilmek için Dharma stilinde bir birleşime ihtiyaç var ve onlara ne olduğu gerçeği cevapsız. Hayatları boyunca kontrol edilmeleri konusundan ziyade önemli birşeyin parçası olduklarını hissetmeye ihtiyaçları var. Bu teoriyle ilgili dizide sunulan mükemmel temalar var: Kadere karşı hür irade… CC, daha önemli hedefler için onların hayatlarındaki herşeyi kontrol ederek Tanrı gibi hareket ediyor. Fakat maksatlar bu yorumu haklı çıkarır mı? Ve biz tamamen hayatımızdaki bütün deneyimlerin toplamıysak, özgür iradeye sahip miyiz ?
Teori sahibi: Andrew Smith
Çeviri: Bilinmiyor
Not: Türkçe çeviriyi yapan kişi bilinmediği için çeviri kısmında isim belirtemiyoruz. Çeviri yapan kişinin ismini bilen ya da çeviri yapan kişiyi tanıyanlar yazar @ yuzsekiz . com adresine e-posta gönderebilirler. Çeviri yapan kişiye buradan tüm Lost izleyicileri adına teşekkür ederiz.

yeliss:
28 Şubat 2008 at 15:00Yeni edindiğim bir teori.Paylaşmak istedim;
PARALEL EVRENLER TEORİSİ
“Dört ana teoriden bahsediyor susanash : Rüya, geleceği görme, zamanda yolculuk ve paralel evrenler. Diğer teorilerin/olasılıkların karşısına çıkarılabilecek akılcı çözümler olduğundan, biz (egedenizi & quantumchaos olarak) kendi teorimizi paralel evrenler üzerine kurduk.”
Paralel Evrenler: İşte bu teori ,olayları the “dark tower” ile örtüştüren teoridir…Ayrıca başlamadan eklemekte fayda var; adanın zaman ve mekandan ayrı olması, kendi zamanına ve mekanına sahip olması bu teorinin kapsamı dahilindedir..Zaman kırılması, iki paralel evren..
“The dark tower”- 3′ün çekilişi’nde olduğu gibi zamanın aynı hızda akmadığı, benzer olayların yaşandığı, aynı kişilerin olduğu birbirine paralel evrenler vardır ve bunlar birbirleri ile belli portal’lar ile bağlıdır.. Roland’ın zaman çizgisinde farklı dönemlerde yaşayan eddie, jake ve susannah’ı portallardan kendi evrenine çekmesi ve hep birlikte evrenlerde dolaşmaları - evrenleri tutan ışınların kırılmasını önlemek ve dolayısı ile dünyayı kurtarmak için - Desmond’ın yaşadıkları ile paralellik göstermektedir.. Desmond’ın “see you another life bro” cümlesi ile Jake’in Roland’a kendisini evrenin birinde ölüme terkederken söylediği “o halde git ..başka dünyalar da var” cümlesininin benzerliği tüylerimi diken diken etmektedir velakin.. Konumuza dönersek eğer, “hatch veya patlama” portal olabilir.. Ama burada asıl soru Desmond’ın bizim izlediğimiz evrende geleceği nasıl gördüğüdür? Bunu yapabilmesinin tek oluru bu portallardan çok kereler geçip değişik evrenlerde değişik zamanları yaşamasıdır… Yani Desmond çekildikten sonra yerleştirilenlerdendir… Ada evrenler arası geçiş noktası olabilir…Hatch’deki sayıların girilmemesi portalları açıyor olabilir…ve desmond bunu iki kere yaşadı bizim bildiğimiz.. bir tanesinde de portaldan geçti…
Tez 1 : Sayılar ve Portal Geçişi
108 döngüsü, yukarıda belirtildiği şekilde bir portalın açılmasını engellemek için kurulmuş bir mekanizma. Bu mekanizma her sekteye uğradığında (yani sayılar girilmediğinde, yani muhtemelen videolarda belirtilen incident (lar???) olduğunda), birbirine paralel evrenler arasında geçişi sağlayacak portallar açılmakta. Ancak burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta, portaldaki geçişin mutlaka daha önceki bir zamana yani geçmişe doğru olduğu. Desmond bu portaldan (muhtemelen) defalarca geçiyor ve defalarca geçmişteki belli noktalara doğru gidiyor. Ancak gittiğinde bunun bir miktarını sadece patlamalar / dejavu (gelecekte yaşanmış olan şeylerin tekrar yaşanması) vasıtasıyla hatırlıyor. Yani; geleceği göremiyor, yaşadığı şeyi hatırlıyor. Ancak bir kilit nokta daha var ki, her geçmişe gittiğinde bilinçaltında daha fazla bilgi ile gidiyor (bkz: ada, uygulama tuşu, Charlie ile ilgili bariz hatırladığı konular); bu da dejavu’ların şiddetini arttırıyor. Muhtemelen ilk defa bu durumla karşılaştığında Desmond bunu basit bir dejavu olarak nitelendiriyor. İkincisinde anlayamadığı bir durum olduğunu kabul etse de yine basit olarak alıyor. Ama hatch patlamasından sonra bir kez daha aynı noktaya gittiği zaman artık bilincinde geleceğe ait görüntüler daha net bir şekilde yer aldığından, ve bilincini kontrol etmeyi yavaş yavaş öğrendiğinden hatırladığı şeylerin sayısı ve belirginliği de artıyor ve o yüzden gidip “zaman yolculuğu mümkün mü?” diye bir soru sorma ihtiyacı hissediyor.
Tez 2 : Penelope’nin Desmond’ı Takibi
Desmond eğer barda herşeyi hatırladığını farkederek Jimmy Lennon’ı durdurmak için dönmeseydi o zaman bu darbeyi o yemeyecek, barmen darbeyi yiyecek ve Penny ile şansını yitirmeyecek, ona tekrar dönecek ve herşeyi değiştirecekti. Ama darbeyi yemesi ile beraber bilinci/bilinçaltı tekrar resetleniyor, (o geçmiş zamanda) uyandığında neleri hatırladığını artık bilemiyor ve böylece daha önceki rutine geri dönerek askere yazılıyor, hapse giriyor, yat yarışına katılıyor, vs vs vs. Arkadaşı Donovan bu durumu Des’in geçici bir çılgınlık haline bağlayacak, zaman yolculuğu ile ilgili sözlerini unutacak, Penny de bir noktada belki Des’den vazgeçecekti.
Ancak ne zamanki Desmond yat yarışı sonucu ortadan kaybolunca Donovan bütün bu olanları Des’in kendisine söylediğini hatırlıyor. Üstelik bir fizikçi olarak her ne kadar Des’e tersini söylemiş olsa bile, teoride zaman yolculuğu (ya da paralel evren geçişi) kavramının mümkün olduğunu biliyor. Bu nedenle durumu Penny ile paylaşıyor, belki de beraber bir araştırma ekibi oluşturuyorlar.
Tez 3 : Des ve Penny’nin Fotoğrafı Herhangi bir hata olasılığı yok
Burada aslında iki farklı zamanda/evrende çekilen iki ayrı resimden bahsediyoruz. İlk çekildiğinde resim Des’de kalır, ikincisinde ise Penny’dedir. Çünkü resim tek kopyadır.
Tez 4 : Des’in Geleceği Görmesi
Des, Tez 1’de de belirtildiği gibi, aslında portaldan pek çok kez geçip aynı olayları defalarca yaşadığı için geleceği görüyormuş izlenimi veriyor. Halbuki aslında 2004 yılını ikinci, üçüncü, dördüncü,vb vb vb kez yaşıyor. İlk gelişinde Charlie’ye yıldırım çarptığını görüyor, bunu bizzat yaşıyor ve Charlie bunun sonucunda ölüyor. Olaylar bu doğrultuda devam ediyor. Ama artık Des’in bilinçaltında Charlie’nin ölümü ile ilgili ve görüntü kazılı olduğundan, o zamanı ikinci kez yaşadığında bu kez Charlie’yi ondan kurtarıyor ama bu sefer de boğulduğunu görüyor ve bu bilgiyi depoluyor. Bizim de gördüğümüz en son geri dönüşünde ise hem yıldırım hem de boğulma görüntülerine sahip bir bilinçaltı ile, gözlerinin önünde görüntüler beliriyor ve Charlie’yi kurtarıyor. Ancak son geriye gidişinde “morlu kadın” tarafından “döngüyü değiştirmemesi ve değiştiremeyeceği” konusunda uyarıldığından, bu durumu kabullenme yoluna gideceğinin sinyallerini veriyor. Oysa bu sadece Des’in direncini kırma ve döngüyü değiştirmesini engellemek için kullanılan bir ikna yöntemi ve morlu kadın de Dharma’nın Des’in biliçaltına müdahale yolu. Bundan sonraki aşamada ise Des’de ne gibi başka bilgilerin depolu olduğunu ve özgür iradesini nasıl kullanacağını göreceğiz.
Tez 5 : Jack ve Desmond (See you in anotha life brotha!)
Jack ve Des stad koşusu sırasında karşılaştıklarında, Des, gelecekte adada Jack ile yapacağı konuşma sırasında, karısının ameliyatınınn başarılı geçtiğini ve bunun bir mucize olduğunu öğrendiğini hatırlayarak (yine flash şeklinde) Jack’e bir mucizenin gerçekleşebileceği müjdesini veriyor. Burada gerçekleşen de gelecekte yaşadıklarının dejavusu. Moral verme ya da kehanette bulunma değil.
Bir de çok güçlü bir hafızaya sahip olmadan hiçkimse 5-6 yıl önce stadyumda karşılaşıp iki satır muhabbet ettiği kişiyi (hele ki tip açısından jack de bu kadar farklılık varken: önce komik uzun saçlı, sonra kısa saçlı, kirli sakallı vs) gördüğü an “hey bu sensin” diye hatırlamaz. Aynı şey Jack için de geçerli. Yıllar önce, kısa bir süreliğine gördüğü bir kişiyi, saç-sakal karışmış olmasına rağmen hemen tanıyabildiyse, bu jack ve Desmond arasında bundan daha öte bir ortak nokta olduğu anlamına gelebilir. Yani, portallar-arası gezinti yapan tek ada sakini Desmond değildir….
Tez 6: Se1ep1 (pilot bölüm) Jack’in Portal geçişleri
LOST’a ayrılmaz bağlarla bağlandığımız o ilk bölümde forumda da uzun zamandır konuşulan bir olay vardı. Çoğumuz çekim hatası olduğunu düşünse de bizce değildi. Hatırlarsanız, kamera Jack’in gözüyle sağdan başlayarak geriye, tekrar Jack’e dönüyordu. Ve o sırada Jack’in arkasında uzuuuun bir kumsal görüyorduk. Kayalıklarla biten boş bir kumsal. Buraya kadar ortada ses seda yokken Jack, derinden gelen seslere doğru yöneliyor, arkasındaki ağaççığı sol tarafında bırakarak. Ve bir de bakıyoruz ki biraz önce boş olan o kumsal çığlıklar, motor gürültüleri, uçak enkazı ve kazazedelerle dolu. Diyebiliriz ki, o boş kumsalı geçti, uzun süre koşarak, enkazın olduğu kumsala geldi. Bunu yapabilmesi için bayağı bir koşması, kayalıkları geçmesi vs. gerek ki o zaman ilk kumsala çıktığı zaman o derinden gelen çığlıkları duyamazdı. Arada sanki bir perdeden geçer gibi, portaldan geçerek paralel evrendeki geçmişe geçti. Jack’in geçmişe, uçağın düştüğü ana gidebilmesi için gelecekte, o adada yaşamış olması gerekirdi.
Peki, Jack nasıl oldu da ormanın içinde uyandı, henüz uçağın düştüğü boyuta geçmemişse ve hala gelecekte ise? Desmond nasıl hatch patladıktan sonra ormanda uyandıysa, Jack de öyle uyandı. Hatırlarsanız, “Jack neden ormanın içinde uyandı?” ve “Jack, havadan yere düştüyse içine düştüğü bambular zarar görmedi ya da bu bambular Jack’i yaralamadı?” diye sormuştuk. İşte bu yüzden: Jack hiç uçaktan düşmedi. Tıpkı Des ve hatch’in patlaması gibi, Jack’e de bir darbe etkisi oldu ve Jack bilinçsiz bir halde ormanda uyanıp, geçmişi (yani adadaki geleceğini) unutarak bir kazazede kimliğine bürünüverdi.
Çoook sonraları hatch’in kapağını açtıklarında içeriye girmek istememesi, mağaradaki cesetlerin üzerinden taşları kimseye birşey söylemeden alıp cebine koyması tıpkı Des gibi flash’ler halindeki, anlamlandıramadığı dejavu’lardı. Babasının hayalinin peşinden mağaraları ve suyu bulduğunu biliyoruz. Belki o bir hayal değildi, geçmişinde babasının ona adayı tanıtmak için gezdirdiği anların bir yansımasıydı. Peki Jack neden adadaydı ve portal geçişleriyle geçmişe gitmek zorunda hissetti?
Tez 7: Jack = Jacob ?
Jack Dharma Initive’in ilgisini çeken ünlü ve başarılı bir cerrahtır. İlginin kaynağı baba Christian Shepherd da olabilir, belki o da bir süre Dharma için çalışmıştır. Uçağın düşmesi sonrasında, others’ın kazazedeleri tanıyıp, güvenebileceklerini anlamalarının ardından başından beri köstebeklik yapan Ethan’ının da kimliğini ifşa etmeksizin yaptığı telkinlerle bizimkilerle others arasında olumlu ilişkiler başlar. Yakınlaşma sonrasında, Claire’in bakımı staff personeli tarafından üstlenilir, ne de olsa çocuğun sahilde doğmasındansa klinik ortamında bakılması daha yeğdir. Bu da bize ikinci yaşamdaki claire’in kaçırılmasının hemen ardından hazırlanılan bebek odasının aslında daha önceki yaşamdan gelen bilgilerle zaten hazır olduğunu gösterir. İlişkileri geliştikçe, Jack’in içindeki liderlik özellliği açığa vurulur ve Dharma (ya da herneyse) şu an bilemediğimiz bir nedenle Jack’i lider yapar… Şu an bilemediğimiz bu nedenin, ileride oluşacak incident’ı önlemeyi sağlayacak bir neden olduğunu düşünüyoruz. Ancak Jack’in lider olmasına rağmen misyonun gerçekleştrimeye engel başka bir aksilik çıkar ve başarısızlıkla sonlanan girişim, döngüyü başa alarak yeniden yaşanmasını sağlar. Döngünün yeniden işletilip bu kez başarıya ulaşılması için, döngü içindeki aksilikler temizlenmeli ancak olması gerekenler de olmalıydı. Yani herşey aynı yaşanmalı, sadece hatalar düzeltilmeliydi (virüsün temizlenmesi gibi).
Geri dönüş, jack’in portal değiştirerek uçak kazasının olduğu anla başlar. Adeta içgüdüsel olarak Jack tüm yaralıların nerede neye ihtiyacı olduğunu bilir, organizayonu yapar, herkese yardıma koşar. Bilinçaltı onun içgüdülerini yönetmekte, hangi adımları izlemesi gerektiğini söylemektedir. Çünkü daha önce yaşadıkları, bilinçaltına kayıt edilmiştir. Adada gördüğü şeylerin bazıları konusunda garip tavırlar takınması da bu bilinçlatı kayıtlarının bilince baskı yapmasından ve kendisine tanıdık gelmesinden kaynaklanmaktadır.
Bu teorinin baz alındığı nokta, Jack’in dövmelerinin kelime anlamı olan “aramızda yürür ama bizden biri değildir” ve henüz bilemediğimiz daha derin anlamı içeren kısımdır; ihtimalle achara’nın da vurguladığı anlam: “Sen büyük bir adamsın, bir lidersin. Ancak bu seni yalnız, korkmuş ve kızgın yapıyor”. Jack şu an (se3e9) tam da achara’nın vurguladığı haldedir: kızgın, korkmuş ve yalnız… gelecekte (ve daha önce) lideri olacağı (olduğu) topluluğun yanında yürümekte ama henüz onlardan biri olacağını (olduğunu) bilmemektedir.
Bu arada Jack’in ismi ile de ilgili bir bilgi : “Jack” ismi kökenini İbranice’de John (”Tanrı bağışlayıcıdır”) veya Jacques’tan alır. Jacques, İbranice Jacob’ın Fransız versiyonu olup “(birinin) ayağını kaydırıp yerine geçen kişi” anlamına gelir.
Bu da teori kapsamında şöyle yorumlanabilir: “Jack, öfkesini yenip bağışlayıcı bir hale gelebildiğinde, “defosunu” giderebildiğinde, grubun başındaki kişinin yerine geçerek lider, yani şu anda Jacob olarak belirtilen kişi olacaktır, çünkü daha önce böyle olmuştur.”
Tez 8: Charlie’nin döngüyü bozması
Döngünün yeniden işletilip bu kez başarıya ulaşılması için, döngü içindeki aksilikler temizlenmeli ancak olması gerekenler de olmalıydı. Yani herşey aynı yaşanmalı, sadece hatalar düzeltilmeliydi (virüsün temizlenmesi gibi). Geri dönüş, jack’in portal değiştirerek uçak kazasının olduğu anla başlar.
Morlu kadının Desmond’a söylediği gibi “course correction” ile evren devamlı kendini düzeltir. Eğer birisi bu döngü içerisinde ölecek ise, bu ölüm mutlaka, eninde sonunda gerçekleşecektir. Gerçekleşmezse, daha büyük felaketlerin gerçekleştiği başka durumlara yol açabilir. Bu durumun kendisini gösterdiği yer Charlie’dir. Charlie aslında uçakta oturduğu yer itibariyle kazadan kurtulamayacaktır. Ancak kazanın hemen öncesinde, uyuşturucu için kendisini tuvalete atar. Bu arada Cindy (ki Dharma’nın elemanı olduğu barizdir) onu yerine oturtmaya, ısrarla kapıyı çalarak onu yerine ıturmaya ikna etmeye çalışır. Çünkü oturduğu yer, kopma noktasının hemen önünde kalan sıralardan olup burada oturanlar dışarıya fırlayacak ve kurtulamayacaklardır. Ancak Charlie zamanında tuvaletten çıkmaz, sonrasında kendisini dışarıya attığında bulduğu ilk koltuğa oturur, kemerini bağlar ve böylece kurtulur. Döngü bozulmaya başlamıştır.
Charlie adada Claire ile yakınlaşmasını takiben Ethan tarafından kaçırılır. Hatta Ethan tarafından “öldürülür”. Ancak Jack’in inanılmaz ısrarları ve çabası ile Charlie ölümün ucundan hayata döner. Sonrasında Ethan’a duyduğu öfke/nefret ile Charlie Ethan’ı öldürür. Döngü tamamen bozulmuştur, çünkü Ethan’ın ölümü, hem Ben’in ameliyatını tehlikeye atacak hem de Others ile olan ilişkileri başlamadan bozacaktır. Eğer Charlie en başında kazadan kurtulamasaydı, Ethan rahat rahat Claire’i alacak, Staff’a götürecek ve rahatını sağlayacak, hayatta da kalacaktı. Charlie’nin varlığı Ethan’ı Claire’i kaçırırken zor duruma sokar, ondan kurtulmaya çalışır ancak sonuç düşmanca duygular ve kendi ölümü olur. Oysa Charlie olmadan Claire kaçırılsa sadece kaçırılanlar hanesine eklenen bir çarpı olacaktır. Sonrasında Others ile yakınlaşmaların olduğu noktada Claire ve bebeği sağ salim görüleceklerdir. Steve-Scott (hangisi ise artık) yaşamaya devam edecek, hatta Walt’ın kaçırılmasına da gerek kalmayacaktır, çünkü kurulan ilişkiler ile istenilen araştırmalara rahatlıkla yapılabilecektir.
Döngünün ısrarla Charlie’nin ölümüne çalışması bu virüsün başka aksaklıklara sebep olmadan yok edilmesi amacından kaynaklanmaktadır.
Tez 9: Kuyruktakilerin Kaçırılması ve Döngü
Kuyruktakilerin kaçırılması onların korunması için yapılan bir şey. Diğer Losties’e göre daha dezavantajlı durumdalar, yiyecek, içecek, barınak sıkıntıları daha fazla. Bu durumda onların, özellikle de çocukların korunması için bu kaçırma eylemi düzenleniyor. Çocuklar ve onlarla beraber “iyi olduğuna inanılanlar” da kaçırılıyor. Hatta Eko da bu kaçırılanlardan biri iken, yani aslında “iyi” olduğu için seçilmiş iken, kaçırılmaya direnerek iki kişiyi öldürüyor. O andan itibaren de aradaki ilişki gerginleşiyor. Burada da Eko’nun döngüyü kırdığından bahsedebiliriz belki ama bu konuda tam bir şey söyleyemiyorum. Muhtemelen Tail Section döngü üzerinde daha az etkin bir grup. Ama bu grubun içindeki “iyi insanlar”ı da bildikleri için de seçecekleri kişileri bulabiliyorlar.
Michael’ın Ana Lucia ve Libby’yi öldürmesi de Charlie’nin ölmemesi ile ilgili. Charlie eğer Ethan’ı öldürmese Ben Ethan tarafından ameliyat edilecekti ve Danielle’in onu bulduğu yerde değil, ameliyat sonrası nekahat dönemi için yatakta olacaktı. Ama Ethan ölünce ameliyatı yapmak için Jack’i daha çabuk bulma amacıyla ortaya çıktı, yakalandı ve Others da onu geri alabilmek için Michael’ı kullandılar. (Zaten döngü bozulmamış olsa, muhtemelen Walt da kaçırılmamış, hatta Others-Losties normal ilişkileri başlamış olacaktı. Michael’ın ellerinde olması, vb durumlar da geçersiz olacaktı.) Michael, kendi özgür iradesi ile Ana Lucia ve Libby’yi (kazaen) öldürdü, oan kimse bu cinayetleri işlemesini söylemedi.
Kısacası; tezde de belirtildiği üzere, döngünün hatası düzeltilmeye ve bir felakete yol açması engellenmeye çalışılırken, döngü ters işleyişe geçti ve felaketler birbirini izlemeye başladı. Hatta Ben’in hatch’e gelmesi ile Locke’un sayıların girilmesine inancı sarsıldı, sonrasında Pearl’ün bulunması ile bu inanç, bilgisayarı parçalamasına ve yeni portalin açılmasını engelleyen o manyetik patlamaya yol açmasına neden oldu. Bu aslında Ben’in muhtemelen Locke’u da yanına çekmek için yaptığı bir manevra idi; orada hatch’de bulunmasının mantıksız ve gereksiz olduğunu göstermek istiyordu ama Eko’nun rüyası/hayali ile bu ters tepti çünkü Pearl Hatch’ini buldular. (Rüya ise kontrol altında tutulamayan Karaduman’ın işi idi.) Sonuçta gökyüzünün kızıla dönmesi bile döngünün kırılması ile oluştu.
Burada Ben’in kilit özelliğinden bahsetmek lazım. Ben muhtemelen Others içinde, belki de Isabel ile birlikte, “sırlar”a vakıf olan kişi. Ellerinde tüm geri dönüşlerde elde edilen ve depolanan bilgileri içeren bir kadim kitap, vs var ve bu nedenle Jacob’ın, bir uçak kazası sonucu geldiğini biliyorlar ve o nedenle depremi hissetmelerinin hemen ardından Ben gayet sakin bir şekilde kafasını kaldırıp düşen uçağa bakıyor, kurtulanların listesini yapmaları için Ethan ve Goodwin’i görevlendiriyor ve ortama hakim oluyor.
Önemli olan bir şey de şu paralel evrenler konusunda: Aslında bir evrende yaşadığınız bir olayı, diğer bir evrende yaşamak zorunda değilsiniz. Çünkü, eğer ilk evrendeki oyunculardan herhangi biri hareketinde bir değişiklik yaparsa, sizin de hayatınız bambaşka olabilir; sizin hareketinizi değiştirmenizden bağımsız olarak hem de… Yani, bizim durumumuzda da, illa ki her karakterin döngüyü etkileyecek bir şey yapmasına gerek yok, tek birinin yaptığı bir şey bile (bkz Charlie’nin uyuşturucu krizine girmesi) sonucu tamamen etkileyebiliyor. Sonrasında diğer roller de ona göre değişiyor.
Bir adım ötesinde, paralel evrenler ile sıkı ilişkili “holografik evren” ve “kuantum fiziği” de, prensipte, geçmiş ve geleceğin, uzay ve zamanın küçük bir kıvrımında yer aldığını söyler. Bu iki kavram da, şimdilerde çok moda “çekim yasası”nın temelinde yatan açıklamalardır. Yani; “istediğin şey olur, yeter ki gerçekten iste” ! Ki son bölümde (s03ep10) Hurley’nin babasının devamlı umuttan, istemekten, olumlu düşünmekten, kendi şansını yaratmaktan bahsetmesi, lanet diye bir şey olmadığını söylemesi (çünkü Hurley bu lanetin olduğuna inanndığı için herşey ters gidiyordu) ile de oldukça açık bir şekilde vurgulanıyor. Ne zaman ki Hurley o arabayı çalıştırmayı gerçekten istiyor ve onu çalıştırabileceğine inanıyor, adada bunu başarıyor ve böylece laneti de kırıyor.
marissa:
25 Şubat 2008 at 11:58süper bir teori
AragorN:
1 Aralık 2007 at 00:02uçakta uyuşturucu alırken kokpitin hemen dibindeki tuvalette düşüşe yakalanan charlie’nin kuyruk ya da kokpitte değil de bizimkilerle birlikte uçağın ortasından adaya iniş yapmasını açıklayan bir teori varsa müteşekkir olurum şahsen..
maydonoz:
26 Kasım 2007 at 22:01süper yaaa
manyak bişi olmuş
bunu düşünen zeka valla ne diyeyim
WaitKillYou:
25 Kasım 2007 at 09:53süper
Ywz:
18 Kasım 2007 at 10:28Ömrüm boyunca konuşacağım,eğer olursa torunlarıma anlatacak kadar kaliteli bir dizi.Bu teori gerçekten büyüleyici okurken kasıldım.Bunu düşünen kafasında kuran kişi uçmuş olmalı
ozancik1993:
9 Ekim 2007 at 19:33harika tam kelimeyle :) muhteşem…