Lost in Lost

LOST’U, İLK İZLEDİĞİNİZ GÜNDE YAŞADIĞINIZ HEYECANI, ÜÇÜNCÜ SEZONDA DA KORUMANIZ İÇİN BİRKAÇ ÖNERİMİZ VAR

Lost başarılı bir yapım olmaktan öte, milyonlarca kişi tarafından çözülmeye çalışılan dev bir bulmaca olarak televizyon tarihine damgasını vuruyor. İzleyenlerin büyük çoğunluğu, birer dedektif edasıyla dev bulmacayı çözüme ulaştıracak ipuçlarını topluyor. Dizinin başarısında, izleyicinin en zayıf yanlarından biri olan ‘merak’ unsuru her zaman ön planda tutuluyor. Ayrıca bölümler arasında keşfe açık gizli ipuçları, izleyicilere sürekli olarak ‘ben zekiyim’, ‘ben gördüm’, ‘ben keşfettim’, ‘ben yakaladım’ gibi kişisel tatmini yüksek duyguları aşılıyor. Öyle ki bir süre sonra etrafınızdaki herkes Lost teorisyeni olup çıkıveriyor.


Dizinin popülerleşmesinin ardında yatan önemli faktörlerden biri de yapılan sanal yatırımlar. Dizide görüntülenen en ufak ayrıntılar için bile gerek internette, gerek televizyonda gerçeklermiş gibi tanıtım çalışmaları yapılıyor. Bu sayede dizinin günlük yaşama entegrasyonu ve yayınlanmadığı zaman aralıklarında bile sürerliliği sağlanıyor. Örneğin dizide Dharma logosu bulunmayan nadir ürünlerden biri olan Apollo çikolataları için hazırlanmış bir internet sitesi bulunuyor. Bu ufak bir ayrıntıya ait bir yatırım. Bunun dışında yine internette dizi kurgusuna paralel olarak hazırlanmış farklı sitelerde var. Gerçeklik payı bulunmayan bu siteler aynı zamanda dizi ile ilgili birçok ipucunu da barındırıyorlar.

www.apollocandy.com
www.thehansofoundation.org
www.valenzettiequation.com

Diziyi izleyen kitlenin tümü, dizi karakterlerinde olduğu farklı profillere sahip. Favori olan dizi karakterlerini tespit etmeye yönelik anketler de bu düşünceyi güçlendiriyor. Örneğin Türkiye’de yaklaşık 7500 internet kullanıcısının cevapladığı bir ankete göre (www.yuzsekiz.com), en beğenilen karakterler Sawyer (%28), Jack (%24), Sayid (%16) ve Locke (%11) sırası ile diziliyor. Yani alışılagelmiş dizi formatlarından farklı olarak dizinin bir esas oğlanı bulunmuyor. Karakterlere bakıldığında yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar ön planda. Daha sonra izleyicilerin kendilerinden birşeyler bulabileceği ara karakterler geliyor. Karakter profillerindeki bu renklilik dizinin izlenirliğini artırıyor. Bu sayede yapımcılar karakter geçmişlerine ait görüntüleri rahat bir şekilde bölüm aralarına monte edebiliyor.

Diziyi ilk günkü heyecanıyla izleyenlerin yanı sıra her yeni bölümde diziden uzaklaşarak, kendini ve çevresindekileri dizinin git gide bocaladığı yönünde şartlandıranların sayısı göz ardı edilmeyecek kadar fazla. Yazının bundan sonraki kısmında diziyi ilk günkü heyecanınız ile izleyebilmeniz için öneri niteleğinde açıklamalar bulunuyor.

ÜÇÜNCÜ SEZON ÇOK SIKICI
Üçüncü sezon hakkında en çok yapılan yorum, bu sezonun sıkıcı olduğu ve geçmiş sezonların yerini tutmadığı yönünde. Halbuki birinci, ikinci sezon hatta üçüncü sezonu çılgınlar gibi sabahlara kadar, üçer beşer bölümlük seanslar halinde izlerken ne güzeldi değil mi? Evet üçüncü sezonun sıkıcı olmasının nedenlerinden biri bu. Yani bölümleri hiç beklemeden art arda izleyenler üçüncü sezona geldiklerinde çılgına dönüyorlar. Çünkü her bir bölüm için bir hafta beklemek, daha sonra o bölüm için hummalı bir download çalışmasına girmek ve ardından ihtiyaç halinde o bölüme ait altyazıyı bulmak gerekiyor. Bir haftalık bekleme sürecinin ardından türlü zahmetle edinilen bölüm izlendiğinde 40 dakika bir anda geçiveriyor ve izleyiciler bu durumdan sıkılmaya, hatta dizinin eski hızını kaybettiğine inanmaya başlıyor. Özetle bir hafta beklemenin yarattığı sıkıcı durum diziye yansıyor. Halbuki diziyi ilk bölümünden itibaren haftalık olarak takip edenler için Lost her zamanki hızıyla ve heyecanıyla devam ediyor.

DİKKAT SPOILER
Dizinin en büyük düşmanlarından biri spoiler. Yani bir bölüm hakkında o bölüm yayınlanmadan hatrı sayılır derecede bilgi sahibi olmak. Spoiler takibi önceleri zevkli olabiliyor. Bir hafta beklemek yerine yeni bölüm hakkında önceden birşeyler öğrenmek izleyicilerin hoşuna gidiyor. Fakat bölümü izledikten sonra daha önceden aldıkları spoiler bilgiler yüzünden bölüm inanılmaz sıkıcı ve boş gelebiliyor. Örneğin bir bölüm yayınlanmadan önce spoiler bilgi olarak Jack’in öleceğini öğreniyorsunuz. Bölümü izlemeye başladığınız andan itibaren sürekli olarak Jack’in öleceği sahneyi beklediğiniz için dizinin heyecanını kaçırıyor ve dizinin en önemli kısmını bildiğiniz için dizi bittiğinde bu kadarcık mı diyerek diziyi kötülemeye başlıyorsunuz. Eğer ilk günkü heyecanınızı koruyarak diziyi izlemek istiyorsanız spoiler bilgilerden uzak durmalısınız. Spoiler bilgilere ek olarak yayınlanmamış bir bölüme ait görüntüleri içeren ‘sneak peek’leri de dizi keyfinizi kaçırmak istemiyorsanız kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Çünkü diziyi en ufak spoiler bilgisi bile almadan izleyenler her bölümü merakla beklerken, bölüm sonrasında her zaman olduğu gibi ‘vay be’ diyebiliyorlar.

YÜKSELEN BEKLENTİLER
Dizi izleme keyfini kaçıran en büyük etkenlerden biri de yükselen izleyici beklentileri. Öyle ki bir noktadan sonra Lost izleyiceleri isyan edip “yeter artık” diye haykırabiliyorlar. Çünkü ellerinde cevaplanmamış onlarca soruya her bölümde yenileri eklenirken bunlardan sadece birkaçı cevaplanıyor. Halbuki dizi gayet sakin bir şekilde bu bölümde acaba neler açıklanacak yerine acaba bu bölümde neler olacak düşüncesiyle izlenirse eski tadından hiç birşey kaybetmiyor. Yani kendinizi her bölümde yeni soru işaretleriyle boğmayın. Bırakın dizi sizi yönlendirsin.

CEVAPSIZ SORULAR
Cevaplanmayan sorulara yönelilk farklı bir bakış açısı olarak; dizinin sonlanması için 4 yıllık bir süre olduğu unutulmamalı. Yani izlenilen her bölüm sonrası, “ne zaman cevaplanacak bu sorular?” diye yakınmayın. Yapımcıların soruları cevaplamak için hala en azından 3 yıllık süreleri var. Birçok cevaplanmayan sorunun yükselen beklenti ve gereksiz detaycılık sonucunda da ortaya çıktığını unutmayın. Dizide görülen her kareden bir anlam çıkarmaya devam ettiğiniz, en alakasız detaylar için teori üretmeye çalıştığınız sürece diziden uzaklaşırsınız. Daha önce de söylediğimiz gibi kendinizi soru işaretleriyle boğmayın. Eğer cevaplanmayan sorular konusunda dönüşü olmayan bir yola girmiş durumdaysanız tek yapmanız gereken yayınlanmamış bölümlere ve mantık ötesi teorilere bulaşmadan internette dolaşmak. Lost için hazırlanmış ve kaynak niteliği taşıyan sitelerde dolaşarak cevapsız sorularınızın aslında birçoğunun cevaplandığını görebilirsiniz.

Bant Dergisi - Aralık 2006
Yazı: Volkan Yılmaz
İllüstrasyon: Sadi Güran

http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_16.png http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_16.png http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_16.png http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_16.png http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_16.png http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_16.png http://www.yuzsekiz.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_16.png

Anahtar Kelimeler: , , , , , ,




Lost in Lost Yazısına - 23 Yorum yapıldı.

Sayfalar: [2] 1 » Show All

  1. 23
    KoMaNd0 Says:

    Arkadaşlar çok önemli bi nokta yakaladım.

    bu yazıda benden bahsediliyor:D

    Faradayın bahsettiği 30.000 kez daha güçlü patlama bizim bu görülen HİDROJEN BOMBASI.

    nereden anladığıma gelince;

    Eloise:
    15. bölümde 10 dk da Jack’e bombayı gömdükleri yerin üstüne bazı insanların (DHARMA) köy inşa ettiğini söylüyor.

    Sonra Faraday onlardan bu şeyi engellemek için Hidrojen bombasının patlatılması gerektğini söylemişti.

    Jack Richart Eloise bombayı patlatmaya gittiler.

    eğer BOMBA PATLARSA Dharma girişimi inflak edilmiş olur.
    ve Dr. Cheng beklemiş olduğu patlamayı görür.

  2. 22
    _QUARANTINE Says:

    siyah duman da hala çözülemedi birsürü sru var ama yinede asla diziden soğuduğumu düşünmüyorum :)

  3. 21
    furkossz Says:

    dharma nın gerçek amacının gerçekten ne olduğunu artık herkez bilmek isiyor

  4. 20
    celljohn Says:

    bende lostu 2 haftadır ızlıyorum 3.sezonu yeni bitirdim ve bence hiçte sıkıcı diildi.11 saat başından hiç kalkmadan izlediğimii bilirim :Dbence lost cok basarılı ve aynı hızla dewam edıyor…

  5. 19
    findecano Says:

    ben lost u izlemeye yeni başladım ve 3 sezonuda art arda günde en az 4-5 bölüm izleyerek bitirdim ama 4. sezonda bir hafta bekleme olayına bende katlanmak zorunda kalacağım evt bazı bölümlerde karakterlerin eski hayatlarına fazla yer verdiklerinden dolayı sıkıcı olabiliyor mesela ben desmond un eski hayatını anlatan bölümde çok sıkılmıştım ama yinede 4-5 bölüm art arda izlediğimde o sıkıcı bölümler arada kaynayıp gidiyodu bakalım 4.sezon nası olacak bazı bölümleri sıkıcı da olsa lost hiçbişeye değişilmez….

  6. 18
    wisulite Says:

    3. sezondan sıkılan arkadaşlara benim de bir tavsiyem olacak

    yerli lost başlayınca onu izlesinler eğlenirler arada
    :)

  7. 17
    _HeY_DuDe_ Says:

    Beyler onu bunu bırakında Command & Conquer 3 Tiberium Wars oyununda bazı karakterleri Kayıp (LOST) ‘dan tanıdığımız sawyer’la Dizimax de ” Ev (House)” adlı dizide oynayan bir hatın canlandırıyo bir bakın isterseniz oyuna… :)

  8. 16
    heaven Says:

    kesinlikle 3. sezon diğerlerinden daha da başarılı devam ediyor bence, en azından baya bir ipucu var artık elimizde, kimin ne olduğunu nerede ne için oldukları o kadar da belirsiz değil…othersı beklemek ve diğer yere düşen insanları görmek neler olduğunu anlamamak daha beter merak uyandırıyordu, şu an bir seviyedeyiz ve güzelce ilerliyor, kesinlikle katılıyorum 1 hafta beklemek de işin kötü yanı, ilk 2 sezonu ardarda sabahlara kadar izlemek gibi değil…ya bu sezonu biriktirip topluca izlemek lazım ya da katlanacağız çünkü en başarılı dizi bence ve çok zekice hesaplanmış herşey…

Sayfalar: [2] 1 » Show All

Yorum Yazın

You must be logged in to post a comment.