(Kate, şelalede yıkanmaktadır. Jack, oraya doğru yürür.)
Jack : Hastanenin dinlenme odasındaki televizyonda, gün boyunca pembe dizi yayınlarlardı.
Kate : Anlamadım?
Jack : Sun, ingilizce konuşabiliyor ve eşi bunu bilmiyor. Yani, ben öyle olduğunu tahmin ediyorum.
Kate : Ne kadar saçma! İkinci defa gösterilmesi kötü, o sadece bir pembe dizi.
Jack : Onların, iyi olacağını düşünüyor musun? (Kate, kaşlarını çatar.). Sırlar açığa çıktığında, polisin durumu kötüleşince, kendi durumunu düşün!
Kate : Hepimizin sırları var, Jack. Senin, Sun’ın, benim…
Jack : Locke?
Kate : Locke?
Jack : Jin, olmadığını biliyoruz.
Kate : Salı, Locke’un yaktığını mı düşünüyorsun?
Jack : Adam, her gün beş saat ortadan kayboluyor. Aniden ortaya çıkıyor ve adadaki, “Diğerleri” hakkında, uydurma hikayeler anlatıyor. Bunları söylemesi, durumunu düzeltiyor mu?
Kate : Belki, bendim!
Jack : Sen değildin, Kate.
Kate : Burada, “poliste kaydı olan, resmi olan” tek kişi benim. Benim olmadığımı, nasıl bilebilirsin?
Jack : Çünkü, senin olmadığını biliyorum.