Archive for Mayıs, 2008

Sezon 04, Bölüm 12




  • Bölüm adı: There’s No Place Like Home(Bölüm-1)
  • Yayın tarihi: 15 Mayıs 2008
  • Yönetmen: Jack Bender
  • Senarist: Brian K. Vaughan&Drew Goddard
  • Ana Karakter: Oceanic-6
  • Tanıtım videoları

    Spoiler Verirken Gizlemek İçin:

    spoiler içeren metninizi [spoiler]……[/spoiler] komutları arasına yazabilirsiniz
    Örnek: “Jack bu bölümde ölüyor!” gibi bir spoiler metnini;

    [spoiler] Jack bu bölümde ölüyor! [/spoiler]

    şeklinde yazarsanız; spoiler metniniz aşağıdaki gibi gözükecektir:
    Show ▼

    Not:spoiler tagı yaptığınız halde çalışmadığını görüyorsanız;
    lütfen iki tag arasındaki yazılarınızın içinde satır atlamayın…
    paragraf atlamanız halinde sadece ilk paragrafı spoiler içine alır…

LOST’TA TALİH ÜZERİNE

Şunu biliyorum ki, “kader’in dönekliğine, kahpeliğine” dair pek çok şey söylenmiştir Batı aleminde. Bu yüzden S4E11’de Benjamin Linus’un, John Locke’a “Kader dönektir, kahpedir” minvalindeki sözleri hiç şaşırtıcı gelmedi bana.

Aslında bunun açıklaması şudur: İnsan kader karşısında edilgin durumdadır, yani alıcı. Alan’dır. Kader kördür, kime ne zaman neyi vereceğini bilinçli bir şekilde seçmez, kör birinin davranışları gibidir onunkisi de. 16. Yy. filozofu, pragmatizmin ve ampirizmin babalarından, İngiliz siyasetinin temellerini atan adamlardan olan Francis Bacon “Caeca (Fortuna) enim licet sit, haud tamen prorsus invisibilis.” diyordu, yani ”Talih kördür, ama görünmez değildir.” Bacon’ın açıkladığına göre, sözün Batı aleminde açılımı şudur: “Talihin yolu gökyüzünde tek başına seçilemeyen ancak biraraya gelince göz alıcı görünen, birçok yıldızın birleşmesinden oluşmuş galaksilere benzer. Bu örnekte olduğu gibi, insanın talihini oluşturan gözle görülemeyen birçok küçük erdem ya da yetenek, alışkanlık vardır.” (Sermones Fideles Sive Interiora Rerum XXXVIII. De Fortuna: “Etenim via fortunae similis est galaxiae in aethere, quae concursus sive coacervatio complurium stellarum minutarum seorsim invisibilium sed conjunctim luminosarum.”) Beni hep beklenti içinde tutan hususlardan biri bu, İngiltere menşeili ampirizmin iki büyük temsilcisi David Hume (Desmond?) ve John Locke, Lost’un en mühim adamları oldu da, onların öncülü ve kafaca sistemin ağbabası Bacon neden es geçildi? Bunu hep düşünmüştüm, bunu Jack ile Locke arasında geçen bir tartışmayı izlediğimde de sormuştum: Adaya düşmelerinin “bilinçli bir Ada istenci”yle alakasının olduğunu düşünen Locke’a göre Ada onları çağırmış, uçağı da bu yüzden düşürmüştür. Dizide –en azından ilk sezonda- aklı temsil eden Jack’e göreyse kimsenin onları çağırdığı falan yoktu, yani ortada bir “Talih”in etkin ve yetkin varlığından söz etmek de mümkün değildi.
Devamını oku


Page 2 of 4«1234»